Alkol, evcil hayvanlarımız için en zehirli maddelerden biridir ve sağlıklarına ciddi şekilde zarar verebilir. Şimdi, kedinize alkol vermenin veya alkollü ürünleri ulaşabileceği bir yerde bırakmanın tehlikelerini analiz edeceğiz.
Kedinize alkol vermenin zararları ve sonuçları
İçecek, tatlı ve alkol içeren ürünlerin tüketimi yavru kedilerimiz için son derece tehlikelidir. Aslında, kedinize alkol vermenin riskleri davranış değişikliğinden ani ölüme kadar değişir.
Sizi bilinçlendirmek için alkol almanın kedinizin sağlığı üzerindeki olası ana sonuçlarını özetliyoruz:
-
Rahatsızlıklar ve davranış sorunları
Bizde olduğu gibi, alkol tüketiminin kedilerin sinir sistemi üzerinde etkileri vardır, bu da onların zihinsel yeteneklerine ve davranışlarına yansır. Yavru kediler alkollü içecekleri veya tatlıları tüketirken sıklıkla değişiklikler ve hatta davranış sorunları sergiler.
Hiperaktivite, sinirlilik, kaygı ve saldırganlık, alkolün kedilerde tetikleyebileceği davranış sorunlarından bazılarıdır. Ek olarak, uzun süreli alımının ruh sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi olur ve bu da bilişsel ve duyusal yeteneklerinin ilerleyici kaybına yol açar.
-
Kardiyorespiratuar problemler
Alkol, kedinizin vücudunu oluşturan organların etkinliğini ve çalışma hızını en aza indirir. Alkollü ürünler tüketerek, kedinizin organik fonksiyonlarının hemen hemen tamamı etkilenir.

Sonuç olarak, olası hareket yavaşlığından nefes alma güçlüğüne kadar çeşitli belirtiler görürüz. Alkol kalp, akciğerler ve böbrekler gibi hayati organları etkileyerek yetersizliğe yol açabilir.
Ayrıca kalp fonksiyonları azalarak kalp üfürüm riski de artar. Daha ciddi durumlarda, kedinize alkol vermek kalp durmasına ve ani ölüme neden olabilir.
Bu nedenle, kedinizin alkollü herhangi bir içecek, yiyecek veya ürün tüketmiş olabileceğinden şüpheleniyorsanız, onu hemen veterinere götürmekten çekinmeyin.
-
Böbrek ve karaciğer hasarı
Karaciğer ve böbrekler, vücudu toksinlerden arındıran bir tür temizleme ve filtreleme sistemi görevi görür. Kediniz alkol alırsa, bu moleküllerin karaciğeri tarafından metabolize edilmesi gerekir.Daha sonra, potansiyel olarak toksik bir madde algıladığında, vücudun onu hızla ortadan kaldırmak isteyecek ve bu da böbreklerin harekete geçmesini gerektirecektir.
Alkol tüketimi, kedinizin böbreklerini ve karaciğerini aşırı yükleyerek onları vücudun dengesini korumak için mümkün olduğunca çok çalışmaya zorlayabilir. Bu nedenle karaciğer ve böbrek hasarı, alkol alımının en yaygın sonuçlarından bazılarıdır.
Kedimin alkol tüketip tüketmediğini nasıl anlarım?
Olmaması gerekir ama bir kedinin sahipleri fark etmeden veya onlar yokken alkol tüketmesi mümkündür. Bu durumlarda, kedilerde alkol tüketiminin belirtilerini hızlı bir şekilde nasıl tanıyacağınızı bilmek çok önemlidir. Bu sayede veterinere gitmemiz ve acil önlem almamız gerektiğini bileceğiz.

Kedinizin alkol tükettiğinin ana işaretleri:
- Yavaş veya belirsiz hareketler.
- Ayağa kalkıp hareket etmede zorluk.
- Kusma veya mide bulantısı.
- Baş dönmesi.
- Aşırı susuzluğun eşlik edebileceği dehidrasyon.
- Nefes almada zorluk.
- Davranış değişiklikleri: hiperaktivite, kaygı, sinirlilik, aşırı korku, aşırı duyarlılık, saldırganlık, vb.
- Bayılmak.
- İshal.
- Karın ağrısı.
- Nöbet.
- Ağızda köpük.
- Çöküş.
Kedimin alkol almasını nasıl önleyebilirim?
Mantıksal olarak, kedinize asla alkol vermemelisiniz çünkü alkol onun vücudu için zehirli bir maddedir. Size daha çeşitli bir diyet sunmak istiyorsak sağlığınıza faydalı olan insan gıdalarına başvurabiliriz.
Kedinizin yanlışlıkla alkol tüketmesini önlemek için evde etkili ve dikkatli bir düzeni benimsemeniz önemlidir. Yavru kedilerimizin ulaşabilecekleri hiçbir ürün, mama, içecek veya zehirli olabilecek madde bırakmamalıyız.
Kedilerinize beslenme ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan tam ve dengeli bir diyet sunmak da çok önemli olacaktır.
Kötü bir beslenme durumunda, yavru kedileriniz açlıklarını gidermek ve diyetlerini tamamlamak için başka yiyecekler aramaya daha yatkın olabilir. Ayrıca dengeli beslenme, sağlıklı, aktif ve mutlu bir yaşamın anahtarıdır.
Kedilerin hayatları boyunca yeterli koruyucu hekimliğe sahip olması gerektiğini hatırlamak asla acı vermez. Her altı ayda bir veterinere yapılan ziyaretlere ek olarak, aşılarınızı ve solucan önleme uygulamalarınızı her zaman güncel tutmanız önemlidir.